Yabancı El Sendromu / Alien Hand Syndrome


Kimi zaman rüyalarımızda vücudumuzu kontrol edemediğimizi görmüşüzdür; koşmak isterken koşamadığımız, yapmak istemediğimiz hareketleri yaptığımız, adeta bir kukla gibi kendi irademizle kontrol edilmediğimizi hissettiğimiz kâbustan hallice rüyalar… Bizim için bu durum uyanınca bir bardak soğuk su içip geçen sıkıntılı bir tecrübeyken Yabancı El Sendromu’na sahip hastalar için kontrolsüzlük hayatın ta kendisi olmuş durumdadır.


Bu sendroma dair ilk araştırmalar 1908 yılına dayanmaktadır. Almanya’da bir kadın sol elinin rüyasında onu boğmaya çalıştığı şikâyetiyle nörolojiye başvurmuş, nitekim o dönemdeki bilgi birikimi yetersiz olduğu için araştırmalar bir sonuca ulaşamamıştı; kadınsa sol kolunun şeytanlar tarafından kontrol edildiği fikriyle maalesef üzücü bir hayat yaşamıştı. Konuya dair çalışmalar gerek vaka gerekse bilgi eksikliğinden dolayı uzun süre sessiz kalırken, 1972 yılında Brion ve Jedynak bu suskunluğa bir son verip hastalığı Yabancı El Sendromu olarak adlandırmıştır.


Esasen hastalık, rüyalarımızdaki kadar dramatik boyutlarda olmayıp adından da anlaşıldığı üzere elle sınırlı bir durum. Bu sendromdan muzdarip hastalar; kortikobazal sendrom, tümör, serebrovasküler olaylar gibi hastalıklar veya epilepsi tedavisi için uygulanan bir yöntem olan transkallozal yaklaşım gibi girişimler sonucu beynin iki yarımküresi arasındaki köprü olan corpus callosumda bir hasar oluşması sebebiyle özellikle sol ellerinin kontrolünü yitirmektedirler. Bilindiği üzere sol beyin daha bilimsel bir yaklaşım sergilerken sağ beyin ise duygusal tepkilerde daha baskındır. Buna ek olarak sinirlerin çaprazlanması sonucu sağ hemisfer vücudun sağını kontrol ederken sol yarıküre vücudun sağ kısmını kontrol etmektedir.


Kısacası, Yabancı El Sendromu’nda hemisferler arası iletişimin kopmasıyla duygusal sağ hemisfer mantıklı sol hemisferin “tavsiyelerini dinleyemeyerek” bir nevi sol elimizin direkt içimizden gelen hareketleri yapmasına neden olmaktadır. Hastalar canının çekmediği bir yemeği sağ eliyle yemeye çalışırken sol eli ağzını kapatabilmekte, sevmediği biriyle iş toplantısı yaparken onu sol eliyle tokatlayabilmekte, hatta daha ağır vakalarda sol eliyle cinayet işleyebilmektedir. Bu hastalığın majör depresyonla birleştiği kimi uç vakalarda -yazının başında bahsi geçen vakaya benzer bir şekilde- sol eli intihar etmek için hastayı boğazlayabilmektedir.


Yabancı El Sendromu’na yönelik bilinen bir tedavi maalesef mevcut değildir, hastalar durumun ciddiyetine göre bakıma muhtaç kalabilmektedir. Kesin bir tedavi bulunmamasına rağmen sevilen müzikler dinletilip sağ hemisferin mutlu olmasını sağlamak gibi sanata ve duygulara dayanan terapiler uygulanmakta ve olumlu sonuçlar görülmektedir. Belki bizler de bu terapiden ilham alıp, kimi zaman duygularımıza daha çok kulak vermeli ve onların dileklerine fırsat tanımalıyızdır.



ÇEVİRİ/TRANSLATION


Perchance we’ve all had those dreams where we can’t quite control our own actions. Where we’re incapable ofrunning when we indeed wish to run, where we move unintentionally, where we feel as if we were puppets with a master other than our own will, a dream more comparable to a nightmare…While for most this instance fades as soon as they wake up or have a cold drink of water but for those who suffer from Alien Hand Syndrome this isn’t a nightmare they can just wake up and escape from, for them loss of control has become entwined with life itself.


This syndrome was first recorded in 1908. A woman in Germany applied to neurology with complaints that her left hand attempted to suffocate her. Since there wasn’t sufficient medical knowledge concerning this topic at that time researches were inconsequential, and the woman sadly lead a trying life believing that her left arm was being controlled by demons. Studies regarding this matter were left silent attributableto lack of cases and information, however in 1972 Brion and Jedynak put an end to this silence and named this illness Alien Hand Syndrome.


This condition at its core isn’t necessarily as dramatic as the nightmares we priorly described, Alien Hand Syndrome’s effects are limited to the hand. Patients afflicted by this syndrome typicallylose control of their left hand generallydue to corticobasaldegeneration, tumors, cerebrovascular damage, orlesions of the corpus callosum. Correspondingly, neurosurgical procedures specificallythose where there’s an incision involving the corpus collosum,such as surgeries treatingepilepsy,areknown to be associated with Alien Hand Syndrome.It’s a well-known fact that our brain’s left hemisphereprovides a more scientific approach whereas our right hemisphere is more dominant in emotional expression. Additionally, in result of our nerves crossing over; the right hemisphere controls the left side of the body, and the left hemisphere controls the right side of our body.


In short, Alien Hand Syndromeis caused by the deprivation of communicationbetween the two hemispheres, which then leads to the emotional right hemisphere disregarding the logical left hemisphere’s recommendations. Subsequently, the left hand moves as it pleases.For instance lets saysomeonesuffering from this condition goesto eat something they don’t especiallyfind appetizingwhilst using their right hand, their left hand mightthen go to cover their mouth, or if they’re in a meeting with someone they aren’t particularly fond of they might slap that person with their left hand, in factin severe casespatients couldbe inclined to murdersomeone using their left hands. Furthermore, in some rare cases where this syndromehasbeen coupled with major depression, patients may attemptto commit suicide by chocking themselves-much like the case we mentioned at the beginning of this article.


Currently there is no known cure for Alien Hand Syndrome, and unfortunately somepatients may needto be placed under care depending on the severity of their case. Although there is no cure, therapies comprised of right brain stimulating activities including; listening to music the patient enjoys,along with an artistic, and emotional approachhave yielded promising results.Perhaps we should take inspiration from thesetreatments, listen to our feelings more often, and let their audaciousness flourish.



DBUSS Bilimsel Araştırmalar Birimi Koordinatörü

Emir Can Çavuş

Çeviri/Translation:

DBUSS Yazı İşleri Birimi

Ebru Turan

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
A Y R I C A   B U R A D A N   D A   
B İ Z E   U L A Ş A B İ L İ R S İ N İ Z...
İ L E T İ Ş İM
  • White Instagram Icon
  • Siyah Instagram Simge